<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. İsmail CERİTLİ &#187; KÖŞELİ YAZILAR</title>
	<atom:link href="http://www.ismailceritli.com/category/yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ismailceritli.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 13 Jul 2024 20:55:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=4.2.3</generator>
	<item>
		<title>BEN DE HERKES KADAR İYİYİM İŞTE!</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/ben-de-herkes-kadar-iyiyim-iste/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/ben-de-herkes-kadar-iyiyim-iste/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 07:36:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismail ceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=832</guid>
		<description><![CDATA[Ben de herkes kadar iyiyim işte Suyu çekilmiş bir yaprak Damar damar çatlamış toprak kadar iyiyim işte Mevlüt Taha kardeşim yanımdaydı O ölmesin diyen Zübeyde kızın sesindeki hüzün Gözlerindeki buğulu [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ben de herkes kadar iyiyim işte</p>
<p>Suyu çekilmiş bir yaprak</p>
<p>Damar damar çatlamış toprak kadar iyiyim işte</p>
<p>Mevlüt Taha kardeşim yanımdaydı</p>
<p>O ölmesin diyen Zübeyde kızın sesindeki hüzün</p>
<p>Gözlerindeki buğulu umut kadar iyiyim işte</p>
<p>Zifiri karanlığın korkusuna esir düşmüş</p>
<p>Ve yuvası üstüne yıkılmış ürkek bir güvercin kadar çaresizken</p>
<p>Ben de herkes kadar iyiyim işte</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yüreğimde binlerce fay hattı çatır çatır çatlarken</p>
<p>Ve yürek boşluklarımda fırtınalar koparken</p>
<p>Zemheri soğuğuna yakalanmış</p>
<p>İçimdeki beyaz kelebekler birer birer donarken</p>
<p>Damarlarımda onlarca bebeğin sancısı dolaşırken</p>
<p>Ben de herkes kadar iyiyim işte</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İnsanlığım kanıyor</p>
<p>Sözlerim büklüm büklüm dilime dolanıyor</p>
<p>Gönül dehlizlerimde</p>
<p>Milyonlarca Zübeyde ve Talha ağlıyor</p>
<p>Her yanım zelzele</p>
<p>Her yanım ayaz</p>
<p>Her yanım kan ağlıyorken</p>
<p>Ben de herkes kadar iyiyim işte</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/ben-de-herkes-kadar-iyiyim-iste/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>28 Şubat Zulüm ve Hüzün Günleri-3: Z Kuşağı Projesinin Temellerinin Atıldığı Kuran Kurslarının Yasaklanması</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/28-subat-zulum-ve-huzun-gunleri-3-z-kusagi-projesinin-temellerinin-atildigi-kuran-kurslarinin-yasaklanmasi/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/28-subat-zulum-ve-huzun-gunleri-3-z-kusagi-projesinin-temellerinin-atildigi-kuran-kurslarinin-yasaklanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Nov 2021 05:38:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=814</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde bizim kuşak ebeveynlerinin en önemli sorunu kuşak çatışmasıdır sanıyorum. Aslında kuşak çatışmasından daha öte tarihsel bilinç ve milli değerlerden soyutlanmış yeni kuşaklar! Bu kuşağı ağırlıklı olarak Z Kuşağı oluşturmaktadır. [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde bizim kuşak ebeveynlerinin en önemli sorunu kuşak çatışmasıdır sanıyorum. Aslında kuşak çatışmasından daha öte tarihsel bilinç ve milli değerlerden soyutlanmış yeni kuşaklar! Bu kuşağı ağırlıklı olarak Z Kuşağı oluşturmaktadır.</p>
<p>Bugünkü durumun geleceğini 28 Şubat ve sonrasında derinlemesine hissetmiş ve bunu da o günlerde zaman zaman çevremle paylaşmıştım.</p>
<p>Süreç hakkında bilgisi olmayanlar için not düşmek gerekirse kısaca 28 Şubat döneminde çıkarılan genelge ve uygulamalarla ortaokuldan önce çocukların Kuran kurslarına  gönderilmesi yasaklanmıştı. Bu kararı alan ve uygulayanların çok tutarlı ve geçerli bir sosyal mühendislik projesini uygulamaya koyduklarını görebiliyordum. Sosyla ilişkiler açısından bakıldığında Kuran kursu için çocukların küçük yaşta camiye gönderilmesi ve cami ortamındaki sosyal havayı teneffüs etmesi kadar kişinin uzun vadede zihinsel gelişimine tesir eden ve hafızasında ve kişiliğinde derin izler bırakan başka çok az sürecin olduğunu düşünüyorum. Yeni kuşakların ve özellikle 28 Şubat Kuşağının (Z KUşağı) manevi ve milli değerlerle bağlarının zayıflaması (Z Kuşağı ve bu kuşağın anne babaları beni bağışlasın lütfen ama bunu belirtmek zorundayım ki zaten her birimiz çocuklarımızdan ve çevremizden bu durumu çok açık bir şekilde gözlemlemekte ve şahit olmaktayız), vatan, millet ve bayrak gibi kişinin milli ve manevi değerler ile yaşadığı topraklara aidiyet duygusunun oluşmamasının temelinde 28 Şubat sürecinin bilinçli uygulamaları ve özellikle yeni kuşakların cami ile temasının kesilmesi yatmaktadır. Gözlemlerimden ve şahitliklerimden hareketle en azından bendeniz böyle düşünüyorum.</p>
<p>Sürecin neden bu şekilde işletildiğiyle ilgili görüşümü de burada not etmek isterim konunun açıklanması bakımından. Bu ülkede yaşayan ve az çok dünyayı okuyan ve gözlemleyebilen herkesin yüzyıllardır bu ülke insanının üzerinde çeşitli proje ve operasyonların uygulandığını görebildğini değerlendiriyorum. Ancak bu operasyonları yapanlar, ne yaparlarsa yapsınlar her nedense misyonerlik faaliyetlerinin bir türlü istedikleri gibi gitmediğini ve bekledikleri başarıyı yakalayamadıklarını görerek yöntem değişikliğine gitmişlerdir. Baştaki projeleri misyonerleri eliyle gençlerin mevcut dini değerlerinin yerine doğrudan Hristiyan inancını koymaktı. Ancak, bu şekilde başarılı olamayacaklarını anladıklarında yöntem değişikliğine gitmişler ve yeni yöntemde gençleri hristiyanlaştırmaktan ziyade öncelikle mevcut manevi, milli, kültürel ve dini değerlerinin aşındırılması ve zayıflatılmasını ana politika olarak belirlemişlerdir. Bu toplumu Hristiyanlaştıramayacakalarını gösteren en açık örneklerden bazılarına 1870’lerde misyonerlik faaliyetleri için Amerikadan kalkıp uzun bir yolculuktan sonra Sivas’a yerleşen ve 1899’da öldüğünde Sivas’ta defnedilen Albert Hubbard’ın tecrübelerinden anlıyoruz.</p>
<p>Eser, her ne kadar ağırlıklı olarak Ermeni mağduriyeti üzerine inşaa edilmiş olsa da Müslüman Türk insanının kolay kolay Hristiyanlaştırılmayacağını gösteren traji-komik örnekleri içermektedir.</p>
<p>Bu vesileyle kısaca bilgi vermek isterim kitabın hikayesiyle ilgili. The Hubbards of Sivas (Sivas’ın Hubbardları) adlı eser, hikayenin ana kahramanı olan Misyoner Albert Hubbard’ın torunun eşi olan ve 1960’larda ABD’nin Ankara Büyükelçiliğinde görevlendirilen ve bu vesileyle karısının anlattığı Sivas hikayelerinden hareletle Sivas’I ziyaret eden Edwin W. Martin tarafından kaleme alınmıştır. Edwin, eşinden sıkça dedesinin Sivas anılarını dinler. Bir taraftanda kendisini Sivas’a görevlendiren Amerikan Presbeterien Kilisesi tarafından Albert’a gönderilmiş mektuplar Edwin’in eşinde bulunmaktadır. Edwin ABD’nin Ankara Büyükelçilğinde görevlendirildikten sonra ABD’ye dönüşünde  Presbeterien Kilisesi’ne gider ve eşinin dedesi tarafından Kiliseye gönderilen mektupların birer kopyasını da alır ve tüm eseri bu mektuplaşmalar üzerine kurgular.</p>
<p>Bu parantezden sonra tekrar konuya dönecek olursam, söz konusu kitapta da misyonerlik faaliyetleri neticesinde zaman zaman bazı kişilerin Hristiyan olduğunu ve nedeni anlaşılmayan bir şekilde kısa bir süre sonra o kişilerin tekrar İslam’a döndüklerini yazar. Demek istediğim bu toplumun doğrudan Hristiyanlaştırılmasının zor olduğu anlaşılınca 20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren strateji değişikliğine gitti üst akıl ve önce yeni kuşakların inanç ve kültürel değer kognisyonlarında deformasyon yaparak içini boşaltmak ve ardından da ikinci aşama olarak ikamesi için de Hristiyanlığı yeni kuşakların bilinçaltlarına işlemek yolunu seçmişlerdir. Ama bunu yaparken adaleti hak, hukuk, özgürlük, bireycilik, hümanizm vs gibi kavramları da derinlemesine kullanmışlardır ve hala da çok etkili bir şekilde kullanmaktadırlar. Günümüzde yeni kuşakların anne-babasının karşısına “ama ben de bir bireyim..” söylemiyle çıkıyor olmaları da boşuna değildir. Öyle ki o müslüman anne babanın çocukları birer adalet ve hümanizma abidesi kesildiler (!) ve sanki adalet İslam’ın üzerine inşaa edildiği temel düstur değilmiş gibi bir algıyı gençlerin zihinlerine kazıdılar subliminal mesajlarla.</p>
<p>Sonra bugün yaşamakta olduğumuz son aşama başladı. Artık çocuklara Hristiyanlık propogandası yapılabilir ve kolayca Hristiyanlaştırılabilirdi. Ve gençler bütün bunları kendi tercihleriymiş gibi hissederek ve inanarak yapmaktalar. Yani içselleştirmekteler bir süre sonra. Strateji muhteşem. Tabi ki her yolla artık mesajlarını İslam’ın kötü, kaba, vahşi, insan hak ve hukukundan yoksun olduğuna inanmaya ve bunu da İnanç haline getirmeye başlayan gençlere sosyal medya, tv, radio, gazete, dergi, web sayfaları vs yoluyla Hristiyanlık propagandası yapmaya başladılar ve başarılı da oldular maalesef. Z Kuşağı başta olmak üzere gençlik büyük oranda kuşatma altındadır günümüzde. Kendine, değerlerine, kendi İnanç iklimine ve pratiklerine uzak; içinden çıktığı bu toplumun Irfan iklimine yabancı; kendi değerlerini öğrenmeden ve onları içselleştirmeden doğrudan yabancı İnanç ve değerlere gittikçe daha da sarılan kuşaklarla karşı karşıyayız maalesef. Ben bunları ifade ederken birileri içinden durumu çok abarttığımı söyleyebilir ama ilerleyen zamanlarda yanılmış olmaktan dolayı benden daha çok mutlu olan kimsenin olacağını düşünmüyorum. Proje büyük ve küresel maalesef.</p>
<p>Üniversite gençliğimizi sistematik bir şekilde ve oldukça profosyonel eller tarafından nasıl zehirlendiğini (birilerine göre çok insani mesajları barındırdığı da iddia edilecektir belki) https://www.kampusweb.com/  sayfayasından izleyebilir merak edenler. Gençliği fena kuşattılar ve şimdi artık kılcal damalarına inmeye ve ruhlarını teslim almaya çalışıyorlar.</p>
<p>Bu yazıyı neden mi kaleme aldım? Öncelikle bir tane dahi olsa bir gencimiz okur ve kendi üzerinde oynanmakta olan küresel oyunu fark eder ve belki bir farkındalık oluşturur diye yazdım. En önemli derdim bu.</p>
<p>İkinci olarak belki bizim ilahiyat camiası bunu fark eder (ifadenin dikkat çekmek amacıyla abartılmış olmasını kasten tercih ettim) ve yeni kuşaklara nasıl ulaşırız ve İslamı onlara daha doğru nasıl anlatırız çabalarına girer. Belki böylece artık temcit pilavı gibi ezberlenmiş ve gençlerin zihin ve bilgi dünyasında hiçbir karşılığı olmayan dini söylemlerle gençlere dini (güya) anlatmaya çalışan miadı fazlasıyla geçmiş kişi ve pratiklerden ziyade yeni fikir ve vizyonlarla gençlerin dünyasını yakalayabilecek ilim insanlarımızın yetişmesini tetikleyecek bir kıvılcıma vesile oluruz diye kaleme aldım.</p>
<p>Son olarak her türlü yönetim kademesinin gayri safi milli hasılayı büyültme çabalarından daha çok gençlerimizin dünyasını anlama ve duygularını yakalamaya dönük çalışmalar yapması gerektiğini düşünüyorum. Eşyanın hakikatını arama anlayışı ve arayışı içinde olacak kuşaklara ihtiyacımız var bizim. Akıllı cihazlar yapma becerisinin yanısıra gönlü bu toprakların değerlerine sıkı sıkıya bağlı ama vizyoner kuşaklara ihtiyacımız var bizim.</p>
<p>Allah’ın eşrefi mahlukat (yaratılmışların en şereflisi) olarak yarattığı insanoğlunun ve özellikle yeni kuşakların tekrar fabrika ayarlarına döndürülerek dünyanın ve insanlığın kurtuluşuna rehberlik edecek erdem ve irfanla donanmasına ihtiyacımız var bizim.</p>
<p>İnsanı Allah’tan uzaklaştıran her adım onu şeytana yaklaştırır. Allah’ın rızasını gözetmeyen her girişim dünyayı kötülüğe doğru sürüklemeye mahkumdur. Yaratılanı Yaratanın hatırından uzaklaştıran her eylem devasa bir hiçtir ve insanın gönlünde kara delikler açmaktan ve insanı Rabbine ve kendine karşı yabancılaştırmak ve yalnızlaştırmaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır.</p>
<p>Dua ile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/28-subat-zulum-ve-huzun-gunleri-3-z-kusagi-projesinin-temellerinin-atildigi-kuran-kurslarinin-yasaklanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>28 Şubat Zulüm ve Hüzün Günleri: Rektörün Akademisyenlere Parmak Sallaması ve Aşağılaması</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/28-subat-zulum-ve-huzun-gunleri-rektorun-akademisyenlere-parmak-sallamasi-ve-asagilamasi/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/28-subat-zulum-ve-huzun-gunleri-rektorun-akademisyenlere-parmak-sallamasi-ve-asagilamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Nov 2021 08:46:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=808</guid>
		<description><![CDATA[Yazımın hemen başında şerhimi not düşüyorum. Anılarımdan geriye kalanları kaleme almaktan başka hiçbir amacım ve niyetim yok. Tek amacım geçmişte şahsımın da şahit ve muhatap olduğu zulümlerin hatırlanması ve hatırlatılması [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Yazımın hemen başında şerhimi not düşüyorum. Anılarımdan geriye kalanları kaleme almaktan başka hiçbir amacım ve niyetim yok. Tek amacım geçmişte şahsımın da şahit ve muhatap olduğu zulümlerin hatırlanması ve hatırlatılması ile inançlı insanların ne tür baskılarla karşı karşıya kaldığının tarihe not düşülmesidir.</p>
<p>Bizim kuşak biraz diktir biraz serttir ve lakin ziyadesiyle merttir ve merhametlidir. Bizler affetmenin faziletini ve merhametin yüceliğini önce Hz. Allah’ın kelamından ve sonra da Hz.Peygamber’in tavır ve telkinlerinden, Hz.Ali , Mevlana, Yunus, Aşık Veysel, Neşet Ertaş vs vs. bu toplumun gönül erlerinden öğrendik. Bizlere kin beslemek yakışmaz.</p>
<p>Yine bir 28 Şubat günü. Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde araştırma görevlisiyim. Fakültenin bütün akademisyenlerine Rektör Prof. Dr. Ferit KOÇOĞLU’nun katılacağı ve konuşma yapacağı bir toplantı duyurusu yapıldı. Sanırım öğleden sonraki bir vakitteydi. Belirtilen yer ve saatte salonda toplanmıştık. Aşağı yukarı 70 kişiyiz. Her ne kadar bir taraftan Rektör hoca ne için bizleri topladı ki acaba diye düşünürken, diğer taraftan 28 Şubatçıların beklentilerini ve talimatlarını bizlere dikte edeceğini ve parmak sallayacağını tahmin edebiliyorduk. Nihayetinde yanılmamıştık.</p>
<p>Sayın rektör bir iki gereksiz gevelemeden sonra ağzından baklayı çıkardı. Hatırladıkça hala akademia adına utanç duymakta ve ürpermekteyim. O günlerde akademik camiada tutunabilmenin en önemli kriteri bilimsellik veya çalışkanlık veya başarılar değildi. En önemli ölçüt güya laik cumhuriyete bağlılıktı (! Ne demekse). Sizin hiçbir niteliğinizin başkaca önemi yoktu. Ve sayın rektör öyle bir laf etti ki samimiyetle söylüyorum, tam olarak donup kalmıştım. Beynim uyuşmuştu. İçimde fırtınalar kopuyordu. Tam olarak Şubat mevsiminin zemheri soğuğunu ve dışlayıcı nefesini iliklerime kadar hissediyordum. Hadi sahibinin sesi olan herhangi bir sıradan ağızdan çıksaydı bu sözler, pek umursamazdım belki. Lakin söz konusu ifadelerin akademianın en başında outran bir rektörün dilinden dökülmesi tam manasıyla şoke etmişti beni. Tutulmuştum ve içimden ‘Aman Allahım, bu nasıl bir hezeyan ve düşmanlıktır? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır?’ türünden soruların geçtiğini hala en taze haliyle hatırlarım.</p>
<p>Rektör şöyle demişti: Arkadaşlar! İsterseniz MIT (Massachusetts Institute of Technology ki dünyaya Bilim ve teknoloji üreten bir üniversitedir) mezunu olun. Bizim bazı kriterlerimiz var (Bundan kasıtta dinle bağlantısı veya dini hassasiyetleri olmayan, namaz kılmayan, eşi başörtüsü takmayan, laik dünyaya inanan şeklinde olduğunu yapılan uygulamalardan anlıyoruz ki bununla ilgili yaşadığım bir olayı da bir başka yazımda ele alacağım). Onlara uymadığınız sürece bizim için hiçbir kıymetiniz yoktur.</p>
<p>Yani sözün bittiği yerdeydik. Ve bu insanlar yıllarca güya bilim adamı yetiştirdi ve bilim dünyasını yönettiler.</p>
<p>Söz burada bitsin! Diyecek başka bir söz bulamıyorum. Burada kasılıp kalıyorum. Kalbime kocaman bir ‘sus’ koyuyorum.</p>
<p>Hesabına Allah’ın hesabını katmayanlar her iki dünyada hüsrana uğramaya mahkumdur.</p>
<p>Dua ile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/28-subat-zulum-ve-huzun-gunleri-rektorun-akademisyenlere-parmak-sallamasi-ve-asagilamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>28 Şubat Zulüm ve Hüzün Günleri : Doktor Haydar&#8217;ın Muayene (Etmeme) Zulmü</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/28-subat-huzun-gunleri-doktor-haydarin-muayene-etmeme-zulmu/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/28-subat-huzun-gunleri-doktor-haydarin-muayene-etmeme-zulmu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:31:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=804</guid>
		<description><![CDATA[28 Şubar sürecinin en keskin günlerindeyiz. Tüm ülkede fena şekilde dindar ve tesettürlü avı devam ediyor her ortamda ve kurumlarda. Doğal olarak en fazla da yargı, ordu ve akademide. Adım [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>28 Şubar sürecinin en keskin günlerindeyiz. Tüm ülkede fena şekilde dindar ve tesettürlü avı devam ediyor her ortamda ve kurumlarda. Doğal olarak en fazla da yargı, ordu ve akademide. Adım adım takip ediliyoruz. İnsanların 3-5 kişi bir araya gelip Kuran ayetleri okurken dahi tedirgin olduğu zamanlar!</p>
<p>Tam da bu günlerin bir akşam vaktinde oğlum Taha Yusuf’un karın bölgesinde şiddetli bir ağrı başladı. Ağrı kesiciyle vs. kesilecek gibi değil. Eşim, oğlum ve ben arabamıza atlayıp Üniversite Hastanesinin acil bölümüne gittik. Oğlumuzu muayene odasına aldılar bir süre sonra. Doktoru bekledik. Haydar adında biri geldi. Eşimin başörtüsüne şöyle anlamlı bir bakış attığını gözlemliyorum. Her neyse. Çocuğu yatırın yatağa dedi. Yatırdık. Bir iki karnını vs. kontrol ettikten sonra kan alacağız dedi. Biz de izliyoruz bir taraftan da çocuğun elinden tutup ona cesaret vermeye çalışarak.</p>
<p>Tabi ki. Buyrun alın kan dedim. Şöyle bize doğru bir dönüş yapıp “hayır. Siz dışarı çıkın dedi”. Doktor bey dedim. Gördüğünüz gibi bu hasta çocuk. Bizler de anne babasıyız. Siz de takdir edersiniz ki doğal olarak çocuğun korkusu ve tedirginliği var. Müsade edin birimiz yanında kalalım dedim. Cevap: Hayır beyefendi dışarı çıkın. Ne kadar etmeyin, tutmayın, yapmayın dediysek de ne bizi dinliyor ne de anlıyor. En son çıkmayacaksanız alın çocuğu ve gidin dedi. Nasıl bir düşmanlıktır böyle. Nasıl bir kabalıktır. Nasıl bir insanlıktan çıkıştır bu. Başörtüsü ve dindar insan düşmanlığı nasıl bir tavan yapmış. Her şeyi çok net hissediyorum ama bir şey diyemiyorum. Biraz sinir ve biraz da hüzün ve kırgınlıkla ve ağlamaklı olarak aldım çocuğumuzu ve ayrıldım acilden. Ayrılırken Haydar doktora dönüp “Çocuğumu alıp gidiyorum. Eğer çocuğuma bir şey olsun. Bunun hesabını sana sorarım doktor…” diyip ayrıldım kızgınlık ve üzgünlükle.</p>
<p>(Tam da bu günlerde mezuniyet töreninde birincilikle mezun olan hemşire bir kızın, başörtülü olduğu  törende sahneye çağrılmadığı ve konuşmak istemesi üzerine ağzının ilerici (!) akademisyenler tarafından kapatılarak salondan uzaklaştırıldığı insanlık dışı görüntülere şahit olmuştuk aynı zamanda-Olanları izlemek için tıklayınız <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Y-LoLdnbGKU">https://www.youtube.com/watch?v=Y-LoLdnbGKU</a> )</p>
<p>Çocuğumun sancısı yoğun. Canım acıyor. Çare olarak aklıma o sıralarda Devlet Hastanesinde görev yapmakta olan ve kirvemizin eşi Seyhan abla geldi aklıma. Tamam dedi. Uğraşmayın ve hemen hastaneye geçin. Ben nöbetçi değilim ama arkadaşları arayıp ilgilenmelerini rica edeceğim demişti. Sağ olsun ve ömrü uzun olsun. Böylece çocuğumuzu alıp Devlet Hastanesine giderek tedavisini yaptırabilmiştik.</p>
<p>28 Şubat sürecinde şahsen yaşadığım ve hatırladıkça yapanlar adına utanç duyduğum çok fazla hikayem var. Hepsini sırası geldikçe ve fırsat buldukça kaleme almaya ve tarihe not düşmeye çalışacağım inşallah.</p>
<p>Dua ile.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/28-subat-huzun-gunleri-doktor-haydarin-muayene-etmeme-zulmu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DERİNDE YALNIZLIĞIM</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/derinde-yalnizligim/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/derinde-yalnizligim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Apr 2021 11:56:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=795</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluk günlerimden kalma bir yara gibisin Aslında yok bir hükmün Acı da vermiyorsun Lakin Ne zaman yüzüne baksam Yüreğimin tam ortasına Zehirli bir ok gibi saplanıyorsun Yalnızlığımın adı oluyorsun sen [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk günlerimden kalma bir yara gibisin</p>
<p>Aslında yok bir hükmün</p>
<p>Acı da vermiyorsun</p>
<p>Lakin</p>
<p>Ne zaman yüzüne baksam</p>
<p>Yüreğimin tam ortasına</p>
<p>Zehirli bir ok gibi saplanıyorsun</p>
<p>Yalnızlığımın adı oluyorsun sen</p>
<p>Hatıralarımın saklandığı yer</p>
<p>Anamın duası</p>
<p>Merhametle dokunan</p>
<p>Şifalı elleri oluyorsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İkindi vakti</p>
<p>Sokak koşuşturmaları</p>
<p>Ve serçelerin cıvıldaşmaları içersinde</p>
<p>Yakan top oynarken biz</p>
<p>Çeyrek somun ekmeğimi</p>
<p>Dişlediğim yerden kanıyorsun</p>
<p>Dudaklarım titriyor inceden</p>
<p>Gözlerimde nem</p>
<p>Zihnimde geçmişin acı-tatlı anıları</p>
<p>Sessiz çığlıklarımda boğuluyorsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hangi yöne dönsem</p>
<p>Sana yakalanıyorum</p>
<p>Önüm-arkam kesif bir yalnızlık</p>
<p>Alacakaranlık kuşağında geçiyor gibiyim</p>
<p>Hangi yanaıma dönsem seni buluyorum</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Anlıyorum artık</p>
<p>Hem de çoookkk iyi anlıyorum</p>
<p>Ne sen bensiz</p>
<p>Ve ne de ben sensiz yapamıyorum</p>
<p>İnsan yalnız yaşamayı öğreniyormuş</p>
<p>Ölenlerden öğrendiğime göre</p>
<p>Yalnızda ölebiliyormuş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/derinde-yalnizligim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞAŞKIN ÇOCUK</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/saskin-cocuk/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/saskin-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Apr 2019 08:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=735</guid>
		<description><![CDATA[Ey yeni neslimin şaşkın çocuğu Bitmeyecek sanma bu yolculuğu Neden aydınlıktan yüz çevirirsin Karanlık dünyalara çekip gidersin &#160; Ey yuvasına küskün güvercin Bilirim çelikten sağlamdır harcın Neden İbrahimden öte gidersin [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Ey yeni neslimin şaşkın çocuğu</p>
<p>Bitmeyecek sanma bu yolculuğu</p>
<p>Neden aydınlıktan yüz çevirirsin</p>
<p>Karanlık dünyalara çekip gidersin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ey yuvasına küskün güvercin</p>
<p>Bilirim çelikten sağlamdır harcın</p>
<p>Neden İbrahimden öte gidersin</p>
<p>Dönüp Nemrutlara kaş göz edersin</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ey Rabbin sözünden kulak çeviren</p>
<p>Gönül bahçesini tarumar eden</p>
<p>Neden Musayı anlamıyorsun</p>
<p>Firavun sihrine aldanıyorsun</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ey Kudüs’ün umutlar bağladığı</p>
<p>Vatan toprağının ardından ağladığı</p>
<p>Neden Fatihleri tanımıyorsun</p>
<p>Cehdini Allaha adamıyorsun</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/saskin-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MERHAMET</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/merhamet/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/merhamet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jan 2019 07:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=729</guid>
		<description><![CDATA[Masum bir çocuğun gözlerinde Kıyamet nasıl kopar, bilir misin evlat &#160; Merhametsiz bir bakış Çocuğun gözlerinde donup kaldığında Ve göz çukurları hayal kırıklığı ile ıslandığında Gök yarılır Yer titrer Bir [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Masum bir çocuğun gözlerinde</p>
<p>Kıyamet nasıl kopar, bilir misin evlat</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Merhametsiz bir bakış</p>
<p>Çocuğun gözlerinde donup kaldığında</p>
<p>Ve göz çukurları hayal kırıklığı ile ıslandığında</p>
<p>Gök yarılır</p>
<p>Yer titrer</p>
<p>Bir zelzele ki kopar da kopar</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Merhametini kaybetme evlat</p>
<p>Merhametini kaybedersen sevgini kaybedersin</p>
<p>Sevgini kaybedersen vicdanını</p>
<p>Vicdanın bittiği yerde kıyamet kopar</p>
<p>Çocuklar</p>
<p>Hayallerinde saklanacak ve teselli bulacak bir yer bulur belki</p>
<p>Ve lakin</p>
<p>Merhametimizi kaybettiğimizde bizler</p>
<p>Kıyametimizden kaçacak</p>
<p>Günahlarımızdan saklanacak</p>
<p>Ruhlarımızı avutacak bir yer bulamayız</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Merhametsizliğimiz kıyametimiz olmasın evlat</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kanadı kırık kuş merhamet ister der Üstad</p>
<p>Kuşların kanadını koparma evlat</p>
<p>Kuş kanatsız kalırsa</p>
<p>Gökyüzü nefretlenir</p>
<p>Yeryüzü hiddetlenir</p>
<p>Kalplerimiz kilitlenir evlat</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Merhametini kaybedersen</p>
<p>Işığın söner evlat</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/merhamet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÜROKRASİNİN FIRILDAKLARI</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/burokrasinin-firildaklari/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/burokrasinin-firildaklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 May 2018 07:32:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=705</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandır kaleme almak istediğim hissiyatımdır burada karalamaya çalıştığım hususlar. Aslında yazıdan daha öte şahsi gözlem ve kanaatimi ifşa etme çabasıdır. Olur da sağır bürokratlar duyar ve kendilerine çeki düzen [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun zamandır kaleme almak istediğim hissiyatımdır burada karalamaya çalıştığım hususlar. Aslında yazıdan daha öte şahsi gözlem ve kanaatimi ifşa etme çabasıdır. Olur da sağır bürokratlar duyar ve kendilerine çeki düzen verirler.</p>
<p>Dünya ‘yönetim (management)’ ve ‘ devlet yönetimi (government)’ kavramlarını dahi çoktan geçip özel sektörde ve kamuda 360 derece yönetim veya ‘yönetişim (governance)’ kavramlarının temsil ettiği yönetim süreçlerini hergün bir adım daha ötesine geçerek uygulamaya çalışırken, maalesef ülkemizde hala ‘bürokrasinin’ hantal çarklarından ve halka tepeden bakan, vatandaşı canından bezdiren tutum ve uygulamalarından bahsediyor olmamız traji-komik bir gerçeğimiz olmaya devam etmektedir.</p>
<p>Hem bürokrasideki tecrübe ve gözlemlerim ve hem de akademik çalışmalardan elde ettiğim izlenimlerim, yönetme sanatının teknik ve bilimsel olduğu kadar tecrübi, insani ve biraz da doğuştan gelen bir olgu ve süreç olduğunu fısıldamaktadır kulaklarıma. Yönetici kademesinde rol alan kişilerin liderlik, yenilikçilik ve girişimcilik yanları ne kadar güçlü ise işgal ettikleri makamın topluma katkıları da o denli yüksek olmaktadır. Aksi durum ancak statikonun devamını sağlamakta ve zeminini güçlendirmektedir. Ancak yöneticiler aynı zamanda, bir yenilik yapacağım derken eskisinden daha kötü uygulamaları da hayata geçirmemelidir. Böyle yaparlarsa onlar koltuklarını kaybederler (diyeceğim ama nedense daha da güçleniyorlar) , ancak bunun faturası siyasiler üzerinde kalır. Kimse bu vahim yanlış uygulamayı şu bürokrat yaptı demez, hesabını siyasilere yani hükümet edenlere sorar. Ve mevcut süreçte bütün bu hataların toplamı en çok da FETÖ’cü hainlerin ve Türkiye düşmanlarının ekmeğine yağ sürer.</p>
<p>Devletle halkın arasındaki mesafeyi azaltmak ve kamu yönetimini kırtasiyecilikten kurtarmak için 2000’li yılların başlarından itibaren çok şey yapıldı ve kayda değer ilerlemeler de kaydedildi işin gerçeği. Ancak uygulamada hala önemli tıkanma ve sorunların olduğu da bilinmektedir. Bugün git-yarın gelci, savsaklayıcı, vurdumduymaz, bananeci, salla başı al maaşıcı, değişime direnici, suistimalci bir yığın fırıldağın kamunun çeşitli kademelerinde varlığı da yanı başımızda duran bir ülke gerçeğimizdir. 657 diye de bir Devlet Memurları Kanunumuz olduğu sürece de bu durum değişmeyecektir.</p>
<p>Devlet insan haklarından, bireysel başvuru hakkına kadar birçok iyileşmeyi hayata geçirmiştir son 10 yılı aşkın sürede. Devlet çarkları arasında yorulan, bezen ve çaresiz kalan insanlar için Kamu Denetçiliği Kurumunu kurmuştur vatandaşın hakkını araması ve sorunlarına çözüm üretmesi amacıyla. Kamu Hizmet Standartları başlığı altında her kurumun vatandaşlara sunduğu iş ve işlemleri şeffaf ve hesap verebilir hale getirmeye çalışmıştır. Şayet bürokrasi, derdine derman olmaz ve işi yokuşa sürerse, durumu devletin en tepesindekilere iletsin diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezini (CİMER) ve Başbakanlık İletişim Merkezini (BİMER) kurmuştur Devlet. Bunların ve burada sıralayamadığımız birçok yeni uygulamanın hepsi çok faydalı ve halkın devlet kademelerine erişimini kolaylaştıran kurum veya süreçlerdir muhakkak.</p>
<p>Ancak sorun gelip yine insanda tıkanmaktadır. Özellikle kamu yönetimlerinde işi yokuşa sürmeyi adet edinen, hata yapmamak için iş (yeni şeyler) yapmayan, çalışan veya vatandaş olsun herkese şüpheyle bakan, devleti koruyorum derken devleti nefessizlikten boğan, bir üst yöneticisine hoş görünmek için vitrin ve makyajdan öteye gidemeyen ve ancak buradan da şahsi ikbal bakımından başarılı sonuçlar elde eden, farklı görüşe ve farklılıklara tahammül edemeyen, başarıları takdir ederken bunu kerhen yapıyormuş izlenimi veren, işgal ettiği koltuğun gücünü kendine menkul bilen, işgal ettiği koltuğu kaybetmemek için yanlışlar veya haksızlıklar karşısında sessiz kalan ve doğruyu bildiği halde emredilen yanlışa boyun eğmeyi bir borç bilen, koltuk sevdasının alev alev bütün hücrelerini sardığı, kendi görünürlülüğünü artırmak için kendisinde var olandan (kendisinde fazlaca bir şey olmadığı için) daha çok potansiyel rakiplerin negatif özelliklerini toplum içinde her daim vurgulamak ve ifşa etmek suretiyle öne çıkmaya çalışan, hergün beş vakitten daha fazla Allahın kelamını (Kuranı) okuduğu, Perşembe oruçlarını mutad tuttuğu ve haftada bir hatim indirdiği halde kardeşine iftira etmekten ve kardeşinin etini yemekten beis görmeyen, koltuğa oturduktan sonra da dönüp kendisini o koltuğa oturtanlara ihanet etmekten çekinmeyen, liyakatın değil itaatin esas olduğuna kalpten inanan dünyadan ve gelişmelerden bihaber o kadar çok bürokrat var ki kamuda! Sormayın gitsin! Kötü olan ise bunların siyasiler nezdinde itibar görüyor olmasıdır.</p>
<p>Bütün bunların hülasası aslında ‘Kolaylaştırın Zorlaştırmayın, Sevdirin Nefret Ettirmeyin’ hadis-i şerifin ifade etmek istediğidir. Oysa şöyle dönüp kamu bürokrasisine yakından ve kısa bir göz atıldığında, güç zehirlenmesi yaşayan çok sayıda bürokratın veya çapsız yöneticinin varlığı görülecektir. Ve bu bürokratlar sergiledikleri itici, nobran ve kabiliyetsiz tavırlarıyla, temsil ettikleri düşünülen inanç ve düşüncelere karşı olumsuz kanaat ve düşmanlıkların çoğalmasına ve gelişmesine sebebiyet vermektedirler. Ve bu durumda neticede FETÖ’cü hainlerin ve Türkiye düşmanlarının işine gelmektedir. Oysa bizler sahip olduğumuz inanç iklimi bakımından da dostlarımızı çoğaltmalı, düşmanlarımızı yaklaştırmalı ve azaltmalıyız. Bunun bürokrasideki karşılığı liyakatlı, nezaketli, hakkaniyetli, adil ve mütevazi olmaktır. Hakkaniyetli derken de salt iyi itaat ediyor diye hem beceriksiz ve kimliksiz kişileri, yani dün &#8216;Ayakkabı Kutusu&#8217; tezgahını dilinden düşürmeyerek Sayın Cumhurbaşkanımıza iftira kampanyasına katılanları bugün ikbal sahibi yapmayı demek istemiyorum tabi ki.</p>
<p>İtirazsızlık-itaatkarlık-(böylece) itibara erişme-ikbal kazanma ve yalancı cennete ulaşma beşlemesinin bilimsel ve sosyolojik açıdan üzerinde çalışılması gereken bir saadet zinciri olduğunu düşünüyorum acizane.</p>
<p>Allah onların şerrinden ve beceriksizliklerinden ülkemizi ve milletimizi korusun.</p>
<p>Yaşamasın fırıldaklık!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/burokrasinin-firildaklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DEDEM MEVLÜT EFENDİDEN BİR MOTİVASYON ANEKTODU</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/dedem-mevlut-efendiden-bir-motivasyon-anektodu/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/dedem-mevlut-efendiden-bir-motivasyon-anektodu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2017 08:17:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=685</guid>
		<description><![CDATA[Allah rahmet eylesin. Dedem Mevlüt efendi bölgemizde okur-yazarlığıyla bilinen ve gerçekten köy ortamında eline geçen her kitap veya yazıyı okuyan bir insandı. Evliya Çelebi’nin 11 kitaplık setine sahipti ve bütün [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>Allah rahmet eylesin. Dedem Mevlüt efendi bölgemizde okur-yazarlığıyla bilinen ve gerçekten köy ortamında eline geçen her kitap veya yazıyı okuyan bir insandı. Evliya Çelebi’nin 11 kitaplık setine sahipti ve bütün seti okumuştu. O konuşmaya başladığında etraftakiler susar ve pür dikkat onu dinlerdi. Sıkıysa dinlemesinler. O durumda da kinayeli bir hikayeyle doğru dinlemenin erdeminden bahsederdi. Oğlum ya konuşan ya dinleyen ol. Bir mecliste her kafadan bir ses gelmemeli ki sohbetin bir kıymeti olsun derdi.</p>
<p>2017 Ağustos ayında bir vesile baba memleketine gittim. Tabi eş dost akşam oturup dedemin etrafında örülmüş anılardan bahsederdik. Bu sohbet esnasında halam Zekiye hanım öyle bir hikaye anlattı ki o hikayede dedemin söylediği bir sözün gücünden, nezaketinden ve letafetinden hayretler içinde kaldım ve hayran kaldım. Dedem genellikle sert bir adamdı. Ama sert tavırlı ve görünümlü olsa da olsa her insanda olduğu gibi dedemde de derin bir merhamet hissinin olduğunu gördüm ben. Aslında o sert adamın ağladığını da gördüm. Sadece bir kez gördüm ama ağlamıştı. O da vefatından önce hasta iken annemle birlikte köye ziyaretine gittiğimizde şahit olduğum bir andı. Meşakkatli bir hayat yaşayan ve bu zorluklar karşısında hiçbir zaman pes etmeyen anneme dönerek “sen ayaklarının altı öpülesi bir kadınsın” dediği andı. Söz dudaklarından çıkarken gözlerinden de damlalar düşüyordu boncuk boncuk.</p>
<p>Her neyse! Halam şöyle bir hikaye anlattı. Küçüktük dedi. Okuma yazma da bilmiyorum. Ve tabi halı dokuyoruz el tezgahında. Babam da halıları dokurken motif olarak öğretici ve mesaj verici bir şeyler olsun isterdi her daim. Zaman zaman baklava dilimlerinin içine şehir isimlerini yazdırırdı. Zaman zaman şehir adının yanına o şehrin meşhur olduğu bir sembole yer verirdi. Tabi ben okuma-yazma bilmediğim için harfleri tarif ederdi bana ve ben de öyle dokumaya çalışırdım. Ve lakin dokuma bir aşamaya geldiğinde bir yerde hatalı bir nakış yaptığım fark edildi. Bu hatalı dokumadan dolayı üzüldüm hüzünlendim. Babam da bu halimi fark etmişti. Yanıma yaklaştı ve şöyle dedi:</p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>Gözlerinden akan sainin mahsulüdür</strong></em></p>
<p style="text-align: center;"><em><strong>Nakış yanlış da olsa gönlümün makbulüdür</strong></em></p>
<p>Ben bu sözü duyunca inanın kilitlenip kaldım. Babaydım. Çocuklarımız belki zaman zaman hatalar yapar ve kendi dilimce onların önünü açmaya çalışıyor ya da hatayı fark etmelerine dönük bir şeyler ima ederdim. Yıllarca yöneticilik yaptım farklı kurumlarda. Çalıştığım arkadaşlarımızı yaptıkları hatalardan dolayı ikaz ettim. Tamam! Belki çok kırıp dökmedim. Ama şiirsi bir ikazım da olmadı yani. Bu nasıl latif ve estetik bir uyarma Yarabbi dedim içimden.</p>
<p>Sonra sözden bahsedince amcaoğlum o sözü halıya işledik, gün içinde söyleseydin, gösterirdik halıyı dedi. Demek ki onlarda bu sözdeki derinliği görmüşler diye düşündüm.</p>
<p>Sözün özü. Yeni kuşaklar için ve beyitin içindeki bazı kelimelerin anlamını bilmeyen dostlar için sözü güncel dille ifade edeyim bir defa da:</p>
<p><strong>Gözlerinden akan senin emeğinin, çabanın ürünüdür. Motif yanlış da olsa benim için değerlidir, gönlüm onu güzel görmektedir.</strong></p>
<p>Nezaketi, letafeti, insaniliği, derin anlayışı ve merhameti aynı anda içinde taşıyan ne kadar güzel bir sözdü bu Diğer taraftan da insanların üretkenliklerini artırmak ve insanların girişimcilik yanlarını teşvik edici güzel bir davranışın sembolü gibi.</p>
<p>Bu manada, insanların kendilerini geliştirmelerine fırsat vermek için hata yapmalarına da müsaade etmek gerektiğini de ifade etmektedir. Şayet yapılan hatalardan dolayı çalışanı baskılarsanız yeni gelişmelerin ve icatlarında önünü keser, insanların girişimci ve yenilikçi yanlarını hapsedersiniz demektir bu söz.</p>
<p>Dedem bunu yapmıştı ve yaptığı hatadan dolayı kızına kızmamış; bilakis onu teskin ve teşvik etmek ve kendini suçlu hissetmemesi sağlamaktı.</p>
<p>Yöneticilerimizin kulaklarına küpe olması dileklerimle…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/dedem-mevlut-efendiden-bir-motivasyon-anektodu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BAŞÖRTÜSÜ YASAKLARI, ÜNİVERSİTEYE GİRİŞTE KATSAYI UYGULAMASI VE İMAM HATİP MEZUNLARININ ASKERİ OKULLARA ALINMAMASI FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜNÜ BESLEDİ Mİ ACABA?</title>
		<link>http://www.ismailceritli.com/basortusu-yasaklari-universiteye-giriste-katsayi-uygulamasi-ve-imam-hatip-mezunlarinin-askeri-okullara-alinmamasi-fetopdy-orgutunu-besledi-mi-aceba/</link>
		<comments>http://www.ismailceritli.com/basortusu-yasaklari-universiteye-giriste-katsayi-uygulamasi-ve-imam-hatip-mezunlarinin-askeri-okullara-alinmamasi-fetopdy-orgutunu-besledi-mi-aceba/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Aug 2016 07:24:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[ismailceritli]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[KÖŞELİ YAZILAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ismailceritli.com/?p=653</guid>
		<description><![CDATA[1983 yılında ODTÜ’de yüksek öğretim hayatıma başladığım yıllardan mezun olduğum 1988 yılında kadar ki bütün süreçlerde okullarda ve üniversitelerde başörtüsü yasakları ve bu sürecin doğurduğu anormallikleri yaşadım. Tabi bu durum [&#8230;]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<p>1983 yılında ODTÜ’de yüksek öğretim hayatıma başladığım yıllardan mezun olduğum 1988 yılında kadar ki bütün süreçlerde okullarda ve üniversitelerde başörtüsü yasakları ve bu sürecin doğurduğu anormallikleri yaşadım. Tabi bu durum bitmedi ve daha sonra üniversitede araştırma görevlisi olarak başladığım yıllarda da devam etti. Hatta artarak devam etti.</p>
<p>Yıllarca hep şunu düşündüm. Bu devleti yönetenlerin hiç mi feraseti yok. Bu kadar mı kör ve kendi toplumuna yabancı. Yahu hepsi hepsi bir bez parçası. Buna bu kadar yükleneceklerine, bir karar alsalar ve baş örtüsü hem okullarda ve hem de eğitim kurumlarında serbest deseler bütün gerilim anında bitecek ve halkın devlete karşı olan bakış açısı bir anda değişecek ve aidiyetinin derecesi bir anda farklılaşacak. Devlet aklı bu kadar kısır olamaz diye düşünüyordum. Ama cevabını bulamıyordum.</p>
<p>Evet! Ülkemizde Batılılaştırma çabalarından dolayı bir devlet baskısı ve ötekileştirmesi var ama bu kadar üzerine üzerine gidilmesi çok anlaşılır değildi. Ama yeni yeni anlıyoruz ki işim içinde işler var. Başörtüsü mağduriyeti üzerinden tabanın tepkisini çoğaltmak ve neticede şu sava meşru zemin oluşturmak: “Kardeşim adamlar bu ülkede mütedeyyin insanların okumalarını ve kurumlarda çalışmalarını istemiyor. O halde geriye bir şey kalıyor. Sessizce ve kamufle olarak hem eğitim alanına ve hem de diğer kurumlara SIZMAK”.</p>
<p>Nihayetinde öyle de oldu. Başka türlü bizim devlet kademelerinde yerimiz yok dediler. Lakin bütün bunları yaparken, yani baş örtüsü mağduriyeti edebiyatlarını yaparken, baş örtüsü yasağına karşı yapılan eylemlerin hiçbirinde bunları göremedik. Eylemleri bize yaptırdılar. Kendileri ise sinsi sinsi buradan devşirecekleri rantların ve devlete SIZMA planlarının peşinden gittiler. Burada yanlış bir yoruma da gidilmemesini bilhassa ifade etmek isterim. Özellikle 1980’lerden sonra ülkemizde gerçekten çok sayıda ve yoğun olarak başörtüsü zulümleri yaşanmıştır. Ancak bunun özellikle jakoben kamu idarecileri ile FETÖ terör örgütünün organik olmayan işbirliği ile büyütüldüğünü anlıyorum şimdi.</p>
<p>Tabi baş örtüsü zulmüne mesela mütedeyyin insanlar oldukları için (sakallı ve baş örtülü) orduevlerine alınmayan ve bu yolla ötekileştirilen ve toplumsal mobbingle karşı karşıya kalan kesimlerin ruh dünyalarındaki derin yaraların bugüne gelinmesindeki etkisini de unutmamak lazım. Yani bir subayın başörtülü annesi orduevine girse kıyamet mi kopardı. Ordu bununla irticaileşir miydi? Değildi aslında. Ama böyle olacağına tam tekmil inanan bir kesim ve buradan devlete SIZMAK için hazır bir leş kargaları ve zihinleri uyuşturulmuş hazır asker haşhaşi güruhu vardı.</p>
<p>Mesela imam hatip mezunları da askeri okullara girebilseydi. Burdan da beslendi FETÖ teröristleri. Yine o zamanlar şöyle düşünürdüm: Yahu bu çocukların okuduğu okullar belli. Bunların ne okudukları ve bunlara öğretilen dini bilgiler de belli. Dolayısıyla gizli-kapaklı değil devletin kontrolünde ve devletin eğitim kurumlarında açık eğitim ve öğretim gören çocuklar bunlar. Oysa diğer tarafta sinsi sinsi orduya SIZMAYA çalışan bir güruh var. Bunların ne olduğunu ve hedeflerini kestiremeyebilirsiniz ama diğer adamlar gün gibi ortada. Neden devlet bu imam hatiplerin orduya ve diğer bazı kurumlarına alınmasının önüne engeller korlar.</p>
<p>Katsayı meselesi de sanki özelikle bu kesimi besledi. Katsayı ile sıralamada üstün başarılar elde eden çocuklar ancak çok düşük başarı seviyesine sahip bölümlere girebildiler. Bu durum da yine FETÖ terör örgütünün hazır asker haşhaşilerinin en iyi bölümlere yerleşmelerinin önünü açmadı mı? Binlerce zeki ve başarılı genç kenarda bırakıldı ve burdan boşalan yerleri bin türlü desise ve hile ile seçip yetiştirdikleri ve ALLAH RIZASI İÇİN! sınav sorularını çalarak kendilerine sınav öncesi verdikleri yavru haşhaşilerle doldurdular.</p>
<p>Kısaca sivil-asker, devleti yönetenler sürekli FETÖ terör örgütünün ekmeğine yağ sürdüler ve kamu kaynaklarını ve kadrolarını altın tepsi de sundular bu deccala ve onun zihni uyuşturulmuş ve satılık bağlılarına. Bazen düşündüğümde trafji-komik geliyor ama öyle bir efsunlanmışlar ki 15 Temmuz ve sonrasında açıkça yaşanan bunca ihanete rağmen hipnozdan kurtulamayanları var. Hala ‘daha bitmedi, FETOŞ tanırımıza güveniyoruz’ diye düşünebiliyorlar. Ya da 20 yıl sonra bugün ki gibi düşünemeyebilirsin diyebiliyor. Yarabbi! Bu nasıl akıl tutulmasıdır. Bu nasıl uyuşukluktur. Ve bunları bu uykudan uyandıracak tek şey Kuran okumalarını tavsiye etmektir. Lakin sanırım Deccal onu da yasaklamıştır bunlara. Gerçi zaten yasaktı FETOŞ’un kitaplarından başka kitap okumak. Muhtemelen evlerinde TV ve radyo dinlemeleri de yasaklamıştır.</p>
<p>Yok canım! O kadar da değil diyenlere cevabım ‘O kadar’. Siz hiç Allah’ı Kuran’da emrettiği hususlarda şüphe duyan mümin gördünüz mü? Göremezsiniz! Çünkü şüphe imanı yok eder. FETÖ mensuplarının bir kısmı için de durum bundan farksız değil.</p>
<p>Rabbimden hepsine bir an önce FETÖ efsunundan uyanmalarını diliyorum. Etrafınızdakilere tavsiye edin Kuran okusunlar.</p>
<p>Not: Bu vesileyle ABD’de FETÖ terör örgütü tarafından, Yahudilerle ilgili ayetler çıkarılarak yayınlanan Kuran hakkındaki yaşanmış hikayeyi de buradan anlatacağımı belirteyim şimdiden.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ismailceritli.com/basortusu-yasaklari-universiteye-giriste-katsayi-uygulamasi-ve-imam-hatip-mezunlarinin-askeri-okullara-alinmamasi-fetopdy-orgutunu-besledi-mi-aceba/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
